Turizm sektöründe yıllardır ağızdan düşmeyen, deyim yerindeyse yılan hikayesine dönen hedefler ve projeler vardır. Hele ki bu projeler, içerisinde bir temenni, bir hayal içeriyorsa durum daha da karışık ve umutsuz olabilir. Bunların arasında yer alan ve en önemlilerinden bir olan “12 ay turizm” projesi ve / veya hedefi en iyi örnek oalrak verilebilir.

12 ay turizm hedefi öyle bir konudur ki; yıllardır ağzılardan düşürülmeyecek şekilde gündemdedir. Turizm ile ilgili tüm konuşmalarda, planlarda ve vaatlerde ismi geçmesine rağmen sonuçları hakkında pek bir yorum yapılmaz!

Böylesine ısrarla peşinde olunan bir hedef hakkında tüm duayen(!) ve uzmanların katılımıyla defalarca bir araya gelinip toplantılar yapılmasına, kongre, seminer ve sempozyumlar düzenlenip, projeler ve yol haritaları ortaya çıkarılmasına rağmen çıkan sonuç hep şu başlıkla anılır. Turizmi 12 aya yaymalıyız!” 

12 Ay Turizm Olur mu?

İşin “iyi niyet” tarafına söylenecek tabii ki bir şey yok! Ancak gerçek anlamda “ne amaçlanıp ne istenildiği” ile ilgili “çıkış” noktasında bir sorun var kanısındayım.

Ülkemiz, bulunduğu konum gereği her bölgesinde 12 ay aynı iklimi sunan bir coğrafyada bulunmuyor. Bu nedenle  “12 ay turizm” projesi ile “belirli bir kent veya bir bölge ön plana çıkarılamaz, çıkarılmamalıdır!” Bu girişim bir “ülke projesi” olmak zorundadır.

Konu hakkında yapılan bir çok toplantı ve diğer girişimlerde 12 ay turizm fikrinin ana çıkış düşüncesi ve kullanılacak kaynak olarak, “yüksek sezon dışında neredeyse atıl konuma gelen konaklama tesisleri” gösterilmektedir. Ancak aslında sizin, turizmi sadece konaklama tesislerinde gecelemeye indirgeyen bir anlayışınız olur ve hiçbir doğal değişkeni göz önüne almadan, elinizdeki “aynı” ürünü 12 ay sunmaya devam ederseniz, böyle bir projeye zaman harcamanıza zaten gerek yoktur!

12 Ay Turizm

Kış aylarında dondurmayı bile ağzına sürmeyen nesillerin hala çoğunlukta olduğu bir toplumun içerisinde oluşan bir camiada, 12 ay turizm projesi adında ve hedeflenen tüketiciye, içeriği değiştirilmemiş olan bir ürünün her mevsim sunuluyor oluşu da, ironik bir etki bırakmıyor değil!

Yüksek sezonda doluluk problemi olmayan bölge ve oteller (en azından herşey yolunda giderken), 12 ay turizm hareketinden en büyük beklentisi olan kesim olduğundan ve bu beklenti “Önce ben!” anlayışını da doğal olarak getirdiğinden, problemin asıl burada yattığı kolayca görülüyor.

Turizmde Ar-Ge!

Bu bölge ve tesislerin yetkililerinin ana amacı olan “hadi tesisi düşük sezonda da dolduralım” isteği, maalesef ki tek taraflı bir dilekten öteye geçemiyor.

“Ürün Geliştirme” gibi turizmde ve ülkemizde deniz – derya olabilecek bir konunun, tur operatörleri ve seyahat acentaları bazında  “kontrat yapmak” eyleminden öteye geçemediği sürece de bu durum böyle devam edecek görünüyor.

Eğer “Yaz sezonu geldi hadi kontrat yapalım.. Periyodlar / fiyatlar şunlar.. Off ne pazarlık!, çok iyi fiyat aldım, katkı şu, reklam bu.. Ne gömdüm be! (Sonrasında hadi kış sezonu..) Şu kadar indirim ver!. Bak kışın açığız!. Tamam biz de bak kışın uçacağız.. Period / fiyat bunlar.. falan filan..” ezberleri ile bir başarı bekliyorsanız, uzun bir süre daha bekleyeceğinizi üzülerek söylemeliyim.

Burada ortaya çıkan sonuçlardan biri de, özellikle Ege ve Akdeniz bölgelerinin, aslında dünyanın en iyi otelleri, en iyi hizmeti, en iyi tatları ve bir pazarlama taktiği(!) olan “her şey dahil” ucuzluğu ile değil, deniz – güneş – kum tercihi ile başarılı olduğu gerçeğinin değişmemesi!

Bunu da yılın belirli dönemlerinde elinizde olmayan şartlardan ötürü sağlayamadığınıza göre, ne olur artık üzerine birşey katma zahmetini göstermeden aynı ürünü “Turizmi 12 aya yaymalıyız” başlığının altında vermeyi bırakın.

Alternatif Turizm Ne Ola ki?

Alternatif Turizm, ancak alternatif ürün, satış, pazarlama, organizasyon ve tanıtım yolları ile bir anlam kazanabilir. Ortaya atılan “Alternatif Turizm” kavramı, yanlış kullanılmaktan ve yanlış anlatmaktan adeta içi boş bir hale dönüştü.

Alternatif turizm nedir, nasıl yapılır, nerelerde yapılır, nasıl bir altyapıya ihtiyaç vardır ve hepsinden daha önemlisi bu işi yapmak için kaç yıla yayılan nasıl bir yol planı gereklidir? gibi sorulara cevaplar hazırlamak gerekiyor.

Bu cevaplar bugüne kadar konuşulanlar gibi “kısır” ve “kalitesiz” yatırımlara yol açacak olanları değil, plan ve projeleri gerçekleştikten sonra inandırıcılığı ve izlenen yolları ile ülkenin her yerine büyük projeler çekecek yatırım sonuçlarını doğurmalıdır.

Dört mevsimi yaşayan, kültürel ve tarihi bir coğrafyanın içindeki bu büyük ülkenin çocuklarına, çölün ortasındaki mevsim avantajını petrol geliriyle yatırıma çeviren emirliklerden aldığı Dubai Modeli” fikirleri çok küçük gelmelidir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz