En büyük korunma yöntemlerinden birinin; kişilerin kalabalık ortamlardan uzaklaşarak “Sosyal Mesafe” olarak tanımlanan bir yaşam biçimini benimsemelerinin olduğu, sloganının #EvdeKal, resmi uygulamasının isminin “Hayat Eve Sığar” kelimelerinin baş harflerinden oluşan HES olarak tanımlandığı bir dönemde, “turizm” ile ilgilenmek ve genellemede “turizmci” olarak anılmanın zorluğunu yaşıyoruz!

Güvenli Turizm Tamam Ama Tatili Kaybetmeyelim

“Yeni Normal” olarak duyurulan dönemde -yani bize göre sezonun başı sayılan tarihlerde- tesislerini açmaya karar veren otellerin büyük bir kısmı, Covid19 sürecinde aldıkları sağlık ve hijyen önlemleri ile konuya verdikleri önemi gösteren çalışmaları ön plana çıkartarak, tanıtımlarını gerçekleştirdiler ve misafirlerine duyurdular.

Neredeyse her tesis için benzer görseller ile benzer duyuruların kullanıldığı ve yine benzer önlemlerin anlatıldığı kurallar listelerini gördük. Yaşanacak olanların “korona sonrası” olarak belirlenen dönem değil, korona ile birlikte yaşanılması gereken bir dönem olduğu için tedirginlikler yaşayan misafirlere bunları anlatmak tabii ki önemliydi! Bunları anlatırken medya da oldukça istekli ve hatta yardımcı(!) oldu. Geleneksel ve sosyal medyada sürekli olarak, “yeni dönemde” otellerin, otel restoranlarının alınan önlemlerle birlikte nasıl olacağına dair yayınlanan görüntüleri, sahillerde dizili şezlongların Covid19 önlemiyle birlikte aldıkları yeni şekillerinin haberleri ile sürekli alınan önlemler anlatıldı. Tatilin güvenilir bir aktivite olduğu ve bunun da “Güvenli Turizm” olarak anlatılan bir sertifikasyon süreci ile gerçekleşeceği bir anlamda “güven” verilmeye başlandı.

Yapılanların hem gereklilik hem bilimsel hem de iyi niyet anlamında eleştirilecek bir yanı yok. Böylesi bir süreç; alışık olmadığımız önlemlerin alınarak, ekonomik anlamda da hayatta kalmak için mücadele etmenin olmazsa olmazlarından. Ancak kesinlikle “doğru” olan bu işlerin tanıtımı / anlatımı çalışmalarında gözden kaçan ve önemli olduğunu düşündüğüm bir şey daha vardı. Eminim çok kişi aynı şeyleri aklına getirip, sohbetlerini yaptı ve belki de benzer çalışmaları gerçekleştirdi. Ama bir kez daha hatırlatmak da fayda olduğunu düşünüyorum. Bütün bu süreçte gerçekleştirilen tanıtım çalışmalarında kişilerin algıladığı “tatil” anlayışından farklı sahneler sunarak, kimsenin alışık olmadığı şeylerden bahsettik.

Güvenli Turizm

Böylesi bir dönemde ayakta durabilmek ve misafirleri çekebilmek için kullanılan ve çok gerekli olan Covid19 önlemlerinin anlatıldığı bu çalışmaların, asıl ürün olan “tatil, dinlenme, eğlence, yeme-içme hazzı” gibi işimizin asıl odağı olan duyguları gözardı ediyor görüntüsü veriyor olmasını aşamadık! Ürünümüzü neredeyse bütün ülkeyle beraber sadece tek bir yanıyla anlatmaya başladık. “Güvenli Turizm” algısını yaratmaya çalışırken yanına neredeyse işin özü olan duygulardan hiçbir şey eklemedik. Üstelik bunu da, aynı pazarda rekabet içerisinde olduğumuz diğer tüm destinasyonların yaptığı aynı şekilde yaptık! Yani okyanustaki balıklardan biri olduk.

İnsanları harekete geçirecek olan duyguları yok edersek, inanın bahsi geçen önlemleri anlatmanın da hiç bir anlamı kalmıyor. Büyük özverilerle hazırlanan, bilgi, birikim ve emek gerektiren bütün bu önlemleri, “tatil” algısının içerisinde harmanladığımızı anlatabildiğimizde daha değerli olacağımızın farkında olmak gerekiyor. Bunu yapmadığımızda verilen onca emek, herhangi bir noktada gerçekleştirilen ve biraz da formalite icabı görev yapan “ateş ölçen güvenlik görevlisi” boyutunda algılanıyor. Güvenli Turizm sloganımızı, işimizin özünde yer alan duygularla yoğurduğumuzda, onu sadece bir belge üzerinde yer alan soğuk bir başlık olmaktan çıkabilir ve vermek istediğimiz mesajı çok daha kuvvetli bir hale getirebiliriz.

Her ne kadar pandemi gibi bir konunun “ciddiyeti” gereği bunu gerçekleştirebilmek çok problemli görünse de, ön saflarda yer alması gereken ve kafa yorulacak çalışmalardan biri de mutlaka artık bu olmalı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz