Bir dolu “En..” diye başlayan, örneğin “Dünyanın en büyük seyahat fuarı” olarak biline ITB Berlin, dünyayı etkisi altına alan Korona virüsü salgını endişesi nedeniyle iptal edildi.

Tarihinde ilk defa yapılmayan ITB Berlin Turizm Fuarı’nın iptal edilmesi sektörde oldukça ses getirdi. Öyle ya! Sadece üç harften oluşan ismine nispet yaparcasına kocaman bir sektörün adeta simgesi olan fuar iptal edilince ,bir dolu profesyonel(!) de ne yapacağını şaşırdı!

ITB Berlin İptal Edilince..

Korona endişesinin seyahat sektörünü esir alması konusu, tartışılacak bir durum değil. Gerçekten üzücü sonuçlara yol açıyor. Salgını durdurmanın ilk yolu olarak görülen seyahat yasaklarının turizm sektörünü vurması elbette kaçınılmaz oldu.

Hele ki sezon başlangıcı için hazırlık yapılan Türkiye gibi ülkelerde durum gerçekten bir anda panik yapılacak kadar endişe edici hale gelebilir. Bu nedenle her tür önlem ciddiye alınarak eksiksiz uygulanması için elden ne geliyorsa yapılmalı diye düşünüyorum.

Buraya kadar sanırım herkesle hemfikiriz! Bazılarımız ile farklı düşüneceğimiz konunun ise ITB Berlin nezdinde “Turizm Fuarları” olduğunu düşünüyorum.

Fuarlar mı? Neden ki?

“Neden?” gerçekleştirildiği hakkında bir dolu fikrimin olduğu, ancak günümüz şartlarının getirdiği durumda bir tanesine bile inanmadığım fuar organizasyonlarının, turizm sektörünün geleneksel bir panayırı olmasının dışında başka bir özelliği kalmadığını düşünüyorum.

ITB Berlin iptal

 

Turizm fuarlarına dökülen paraların çok daha hesaplı bir kısmına, bu fuarlardan alınacak getirilerin ötesinde akışlar sağlayacağını kanıtlamak için duayen falan olmaya gerek yok. Sadece biraz buğulanmış olan gözlüklerimizi silmemiz bile yeterli olabilir!

Teknoloji bugünkü hale gelmeden hemen önce fuar treninden inen, burada ismini saymaya gerek görmediğim -büyüklü küçüklü- tur operatörleri başta olmak üzere sektör paydaşları bunu çok önce işaret ettiler zaten.

Ancak bu fuarlar, Türk turizm sektörünün genelinde (biliyorum çok klasik bir deyim olacak ama kullanmalıyım) “Körler sağırlar birbirini ağırlar” kıvamında bir turistik seyahat, yeme – içme – eğlenme molası haline gelen ve turizmci “uslu beyler ve hanımlar”ın katılımıyla sanki sömestr tatili yaklaşıyor ifadesiyle beklenmeye başladı. Ne getirdi bilinmemekle beraber, götürdüğü pek çok şey olduğu kesin!

Türkiye’den bu fuarlara giden otelciler, yine Türkiye’den giden ve aslında çoğunluğu aynı bölgede çalışan, yani neredeyse her gün görüştükleri acentalardan kişilerle fuarda fiyat alışverişi yapıp, şirketlerini kâra(!) geçiriyorlar.

Sonra mı? Sonra işlerine döndüklerinde de bir üstlerine bunu raporlayıp “bak neler yaptık” diyorlar. Hem de o üst’leri de orada olmasına rağmen!

Tabii bunu her iki tarafta aynı şekilde gerçekleştiriyor. Yani “win / win” gibi bakabiliriz bu olaya.. Ya da “herkes mutlu” gibi de ifade edilebilir. Belki de “Alan razı veren razı” demeliyiz kim bilir? Dilimiz öylesine zengin ki aklıma gelenleri yazsam yazı bitmez sanırım.

Ya İptalden Sonra?

Uzatmanın pek anlamı yok aslında. Demek istediğimi kıyısından köşesinden ya da başka bir tarafından mutlaka almışsınızdır.

Benim dikkat çekmek istediğim konu buna bağlı denilebilir tabii. Şöyle ki; eğer Korona denen illet birden biter, siyasi nedenler başta olmak üzere diğer olumsuzluklar sona erer, iptaller yeniden satışa döner ve -ITB Berlin başta olmak üzere- gerçekleşmeyen fuarlardan sonra turizm hareketimiz olumlu bir ivme yakalarsa, işte o zaman bir devir kapanır! Fuarlar, sahneden çekilmenin vaktinin geldiğini geç de olsa anlarlar.

Yani, eski dünyanın geleneklerinden kalan, ürün bile sergileyemeyen sektörlere ait olan “buluşma” fuarlarından birinin böylesi bir olaydan sonra gerçekleşen zorunlu iptali, bir devrin kendi ipini çekmesiyle kapanabilir.

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz